Kendi blogunu oluştur ;)
Murat Abi Gayriresmi BloguRSSYorum RSS



Blog Ödülleri, Blog Konferansı Değerlendirmeleri 





Blog ÖdülleriBlogcuların ve takip edenlerinin bildikleri üzere dün (10 Mayıs 2008) Blog Konferansı 2008 ve Blog Ödülleri Organizasyonu vardı. Ben de Murat Abi Gayriresmi Blogumla müracat etmiş, fakat altı aylık arşive sahip olamadığımdan reddedilmiştim. Yine de farklı bakış açılarına sahip arkadaşları yakından görmek ve internet vizyonuma değer katacağını düşünerek konferansı takip ettim. Bu yazımda blog ödülleri yarışması, ödül töreni ve blog konferansı izlenim ve görüşlerimi paylaşmak istiyorum sizlerle. Yazının bazı bölümlerinde magazin, bazı bölümlerinde bilgi, bazı bölümlerinde izlenimler bulacaksınız. Bazen objektif, bazen de subjektif olabilir yazacaklarım.

Organizasyon, Galatasaray Üniversitesi'nde gerçekleştirildi. Ben, saat 16:00'da başlayacak konferansa yetişebilmek için saat 14:30'da Merter'den yola çıktım. Yaklaşık bir saat kırkbeş dakika sonra ulaştım Galatasaray Üniversitesi'ne. Yolda, not defterimi açıp kendimce projelerimle ilgili küçük notlar almayı da ihmal etmedim. Neler düşündüm? Bizdeki kopyala yapıştır forumculuğa alternatif getirilebilir mi, Ye Fikrim Ye'nin İngilizce versiyonu üzerinde çalışmalar yapılabilir mi... Düşünceler derinleşti... Blogcular için forum yapılabilir mi... Neyse... Konumuza dönelim.

16:15 olmasına rağmen gecikmemiştim. Program denildiği gibi 16'da değil, 16:30'da başlayacaktı. Hemencecik kendime bir sandalye seçtim. Sandalyenin üzeri bir sürü incik boncukla doldurulmuştu. En cezbedici olanı şüphesiz Kurumsal Haberler'in hazırladığı çikolata kaplı şekerlemelerdi: Tatlı yiyelim, tatlı yazalım :) 200 kişilik izleyici kontenjanı ayrılmıştı ama sanki salonda çok daha az kişi vardı. Zira ben önden üçüncü sıradaki sandalyelerden birinde oturuyor olmama rağmen sol tarafımda ve arka tarafımda boş sandalyeler vardı. Galiba, ödül almaya hak etmiş olduğunu önceden öğrenenlerin ve konferansa konuşmacı olarak katılanların ağırlıkta olduğu bir grup oluşturuyordu topluluğu. İçlerinde, 15-16 yaşlarında bir genç en fazla dikkatimi çekti. Kulak misafiri olduğum kadarıyla birkaç farklı blogu da varmış. Henüz ilkokul okuyan kardeşlerimizin blog yazdıklarını biliyordum ama böyle bir gencin böyle bir organizasyondan haberdar olup da izlemeye gelmesi takdir edilesi bir davranış olsa gerek. Öte yandan, her platformda kadınların her daim erkeklerin gerisinde kaldıklarından dem vurur ve hatta bu konuda televizyon programları yaparız ya... Hani, niye bizim kadın işadamlarımız, kadın milletvekillerimiz azınlıkta deriz ve bunu da az gelişmişliğimizle birleştiririz ya... Dün de genel ahvalimizin tezahürü vardı konferansta. Tüm konuşmacılar içinde yalnızca iki tane bayan vardı. Katılımcıların ise sanırım %10 kadar bile yoktu bayan sayısı. Buradan çıkartılması gereken dersler de olsa gerek. Herkes kendince çıkartır sonucu.

Bir blogcu olarak zirvedeyken blog yazmayı bırakan Mehmet Doğan'ı ilgiyle izledik. Kendisi de zaten günümüzün en sınırlı kaynağının para, zaman, bilgi, doğal kaynaklar ya da başka bir şey değil, "dikkat-ilgi-alaka" olduğunu ve blog yazmanın sınırlı olan bu kaynağın büyük bir bölümünü aldığını, dolayısıyla çocuklarına yeterince ilgi gösteremediğini, bunu da çocuklarından büyük olanın okulda çizdiği bir resim sayesinde farkettiğini ve bundan dolayı blog yazmayı bıraktığını anlattı. Çocuğunun çizdiği resim, ailenin piknik manzarasıydı: Anne ve iki çocuk oynuyor, baba ise bir köşede dizüstü bilgisayarında çalışmalar yapıyordu. Mehmet Doğan, insanın yaşam süresinin 40+40=80 yıl olarak kabul edildiğinde ilk kırk yılın toplam ömrün yarısı olmasına rağmen %71 gibi bir hızla, diğer yarının ise %29 gibi hızla geçtiğini, yani; ömrün ikinci yarısının ilk yarıya nazaran çok daha çabuk ilerlediğini gözönüne aldığında artık blog yazarak ilgisini dağıtmak istemediğini anlattı. Çok haklı. Mehmet, oldukça etkili, doğru ve akıcı bir konuşma sunmuş olmasına rağmen açık söylemek gerekirse Blog Konferansı konseptine uymayan bir konuşma olduğunu düşünmekteyim. Mehmet'in konuşmasını çok beğenmiş olsam da blogculara yeni açılımlar getirecek bir konuşma içeriği olmasını, program metninde yazıldığı gibi "Değişen Blog Dünyası" konusunu irdelemesini yeğlerdim.

Kişisel Başarı Öyküleri Paneli'nde konuşmacılar, Yüce Zerey moderatörlüğü'nde Gökçen Karan, Mehmet Subaşı, Burak Bayburtlu ve Pınar İlkiz idi. Bahsedilen konular bana çok teknoloji içerikli geldi. Bu, belki de benim teknoloji özürlülüğümden olsa gerek. Bir de Pınar Hanım, yazdıklarını kendi dar çevresine hitaben yazdığını, dolayısıyla onların dışındakilerinin, yazılar hakkında yorumlarını anlamsız bulduğundan yazılarını yorumlara açmadığı, zira çevresindekilerin yorumlarını zaten canlı olarak aldığını anlattı. Garibime gitti doğrusu. Blogun özünde kitlelerin iletişimi olduğu gözönüne alındığında blog yazmasının anlamını ben çözemiyorum. Öte yandan, panel konusunun Kişisel Başarı Öyküleri olunca katılımcı olarak blog yazarak başarı elde etmiş birini görmek isterdim doğrusu. Bu yarışma ilki midir bilmiyorum ama değilse geçen yılın birincileri olabilirdi panelistler. Bu bölümün ağırlıklı konusu videobloglar oldu ki bu da beni cezbetmedi açıkçası. Pınar Hanım'ın hatırladığımızdan fazlasını unutuyoruz hatırlatması kayda değerdi.

Ara verildi. Verilen arada katılımcıların birbirlerini tanıdığı, tek yabancı benmişim gibi bir duygu yaşattırdı bana doğrusu. Aslında, simalar bana da hiç yabancı gelmiyordu. Sanki etrafımdakileri bir yerlerden tanıyordum ben de. Ama, yine de yalnızlık hissetmedim desem yalan olur.

Bloglar ve Pazarlama bölümünün konuşmacısı Zeynep Özata hocamızdı. Geçmişlerin hatıra defterlerinin yerini blogların aldığını web 2.0 ile birlikte kitle iletişiminin kitlelerin iletişimine dönüştüğünden bahsetti. Blogların pazarlamacılar tarafından yeterince algılanamadığını anlattı. Ben, bu bölümde blogcular / pazarlama ilişkisinden ve blogların paraya çevrilmesinden bahsedeceğini düşünmüştüm hocanın. Yine hayal kırıklığı yaşadım. Hocamız, genişletilmiş konuşma metnini bloguna eklemiş. 

Kömünite Blogları Nasıl Oluşur konulu bölümün konuşmacıları bigumigu'nun kurucu ve yöneticileri Aygül & Yalçın Pembecioğlu idi. Yalçın'ın kendi sitelerinin tanıtımı şeklinde geçen konuşmasını beklentime cevap vermedi. Konunun içerdiği soruya ve yazarlar nasıl bir araya getirilir ve bir arada tutulur, başlangıçta çekirdek yazar kadrosu ile mi başlanmalı ve bunlar gibi soruların cevaplarını içeren bir hazırlık yapılmış olsaydı amacına hizmet edebilirdi bölüm ama sanki bigumigu tanıtımı gibi bir şeyler oldu.

İkinci tur Kişisel Başarı Öyküleri Paneli sanırım en beğenilen bölüm oldu. Fikir Atölyesi yazarı Tunç'un moderatörlüğünün de bu bölüme olumlu katkısı göz ardı edilemezdi. Burak Büyükdemir, Bünyamin Ayar, Emrah Doğan ve Selçuk Koyuncu konuklardı. Nahnu.org'un yazarı Bünyamin'in alçakgönüllülüğü, içten tavırları ve utangaçlığı beni olduğu gibi sanırım tüm izleyicileri de fethetmiştir. Yine yakından takip ettiğim Selçuk Hoca'nın mütevaziliği ve öğretmen sorumluluğu ile blogculuğa yaklaşımını taktir etmemem mümkün değil. Ödül töreni öncesi verilen son arada her ikisi ile de ayaküstü kısaca tanışma ve sohbet imkanım oldu. Birebir iletişimde de aynı sıcaklığı buldum her ikisinde de. İnternet dünyasının ve blogcuların sizler gibi kutuplara ihtiyacı var arkadaşlar. Aynen devam ;)

Blog Ödülleri Töreni için konferans salonundan ayrılıp, deniz kenarında hazırlanmış platforma gittik. Kokteyl şeklinde düzenlenmişti ortam. Çay, sigara ve guruldayan midemi durdurmak adına kuru pastalar da ilaç gibi geldi doğrusu. Ödüllerin komikliği hakkında çok yazıldı blogkürede. Pek tabi ki ana sponsor Microsoft olunca beklentiler de artıyor. Böyle bir organizasyona ana sponsor olmanın Microsoft'a kaç para maliyet yüklediğini merak ediyorum doğrusu. Ana sponsorluk bu kadar ucuz olmamalıydı. Bakarsınız önümüzdeki yılki yarışmaya ben bile şahsım ya da sitelerimden biri ile sponsor olurum ;)

Yarışma derecelendirmenin de yalnızca kullanıcı oylarıyla yapılmasını doğru bulmadım. Hem zaten, oyların kapalı olmasını da yadırgadım. Çok daha farklı parametreler dikkate alınmalıydı. Organizatör Bloglama, katılımcı sitelere ekletecekleri kodlarla örneğin ziyaretçi sayısı, güncellenme oranı gibi kriterleri de kullanıcı oylarıyla birlikte değerlendirmeliydi. Yine de blogcular için farklı bir motivasyon süreci yaşadı blogcular. Önümüzdeki yıllarda bu yılın tecrübelerinden faydalanılacaktır mutlaka.

Yarışmada dereceye giren arkadaşları tebrik eder, başarılarının devamını dilerim. Dereceye girenlerin listesine buradan ulaşabilirsiniz.

 

Saygılar...

  1. Yılmaz Altun | 12 Mayıs 2008 

    Çok güzel bir özet olmuş, elinize sağlık. Yanlız küçük bir uyarım olacak! En cezbedici bulduğunuz (ki bende aynı şekilde düşünüyorum) çikolata kaplı şekerlemeleri Fikri Mühim değil, Kurumsal Haberler hazırlamıştı. Sezar'ın hakkı Sezar'a! :) Bence akılda kalıcı ve çok samimi bir farklılıktı.

  2. Murat KARAMAN | 12 Mayıs 2008 

    Yılmaz Bey,

    Dikkatiniz ve uyarınız için teşekkür ederim. Yanlışlığı hemen düzeltiyorum.

    Saygılar...

  3. Zeynep Özata | 12 Mayıs 2008 

    Merhabalar,
    Aslında benim de aklımdan geçmedi değil, blogların nasıl pazarlanabileceğini veya paraya çevrilebileceğini anlatmak. Ama sonra dedim ki, bunu anlatacak kişi gerçekten de sen misin? Orada sana sormazlar mı, e hoca sen ne kazanıyorsun bu blogdan diye. Sizin anlayacağınız, kelin ilacı olsa kendi başına sürer :))
    Bu işin şakası tabii. Bu konuyu benden daha başarılı blog yazarlarının anlatması ve gerçek deneyimler üzerinden konuşulması gerektiğini düşündüğüm için ele almadım. Hayal kırıklığı için üzgünüm :))

    Sevgiler

  4. Murat KARAMAN | 12 Mayıs 2008 

    Hocam,

    "Bunu anlatacak kişi gerçekten de sen misin?" diyecek kadar mütevazi olmayın lütfen. 32 yaşında ve 12 yıldır da fiili olarak muhasebecilik mesleğinin uygulayıcısı olarak içinde olmama rağmen, bu eğitim döneminin başında, Marmara Üniversitesi İşletme Bölümüne başladım. Muhasebe derslerini yakından takip etmeye çalışıyorum. Aslında başlangıç seviyesindeki derslerin içeriğinin hemen hemen tamamını biliyor olmama rağmen pürdikkat hocayı dinliyor ve not alıyorum. Zira, bazen hocanın söylediği bir cümlelik kriter bir yıllık ders takibine bedel oluyor. Blog konferansını da bu düşüncelerle takip ettim. Sizin sunumuzdan da kabım ölçüsünde istifade ettim.

    Hayal kırıklığım, sunumun beklediğim yerden çıkmamasından kaynaklandı. Buradan, sizden istifade etmediğim anlamı çıkmamalı. Ayrıca, az önce genişletilmiş konuşmanızı blogunuza da aktarmış olduğunuzu farkettim. İlk fırsatta, her bir cümlenizi irdeleyerek tekrar edeceğime emin olabilirsiniz. Yine, yazının sizinle ilgili olan paragrafına da yazınızın linkini koyacağım.

    Değerli yorumunuzla, yazımı zenginleştirdiğiniz için teşekkür ederim.

    Saygılarımla.

  5. Zeynep Özata | 12 Mayıs 2008 

    Vaktiniz olur da yazıyla ilgili görüşlerinizi aktarırsanız gerçekten çok sevinirim.
    Kolay gelsin.

  6. Kurumsalhaberler.com | 12 Mayıs 2008 

    Hediyemiz ile ilgili memnuniyetinizi bloğunuzda paylaştığınız için teşekkür ederiz.

  7. Süleyman SÖNMEZ | 12 Mayıs 2008 

    Cidden çok güzel ve detaylı bir yazı olmuş. Elinize sağlık.

    Çikolatalar o kadar güzeldi ki sevdiklerimle paylaştım. Neredeyse herkes ikincisini istedi ama kalmamıştı.

    Bence paylaşımlar ve bağlantılar çok verimliydi. Elimden geldiği kadar fotoğraf da çektim ve dilim döndüğünce yazdım.

    Sadece ödül vs değil yıl içinde sürekli geniş katılımlı seminerler vermenin gerekliliği ortada.
    Bu hepimizin ve Türk okuyucularının daha zengin içerikle buluşması için de bir şart.

    Görüşmek üzere.

  8. Murat KARAMAN | 12 Mayıs 2008 

    Sayın Kurumsal Haberler Temsilcisi, anlaşılan o ki bir tek beğenmemişim hediyenizi.

    Süleyman Hocam; yorumunuz için teşekkürler. Ben de dün akşam okuduğum yazınızı, az önce tekrar gözden geçirdim. Çektiğiniz fotoğraflara baktım, kendimi pek bir konsantre olmuş gördüm anlatılanlara :)

    Saygılar...

Yorum ekle

<< Ana sayfa