Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Murat Abi Gayriresmi BloguRSSYorum RSS


2 tane "istanbul" etiketli yazı bulundu "istanbul" tagli diger ogeler resimler , videolar

ÇAPA'nın Derdi Ne ! 

Babamın rahatsızlığı dolayısıyla 2007 Şubat'ından bu yana yaklaşık 15 aydır hastanelerdeyiz. Haftada en az bir gün hastane serüvenimiz oluyor. Bu süreçte doktorlarla arkadaş, hemşirelerle ahbab olduk. Nerelere gitmedik, kimlerin eline düşmedik ki ! Bakırköy Yaşam Hastanesi, Bakırköy Devlet Hastanesi, Amerikan Hastanesi, Memorial Hastanesi, Şişli Etfal, Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi, Özel Çapa Hastanesi, bu hastanelerin bir kısmında görev yapan çeşitli profesörlerin özel muayenehaneleri... Bunun yanında alternatif tıp ürünleri vasıtası ile derman dağıttığını iddia eden bir takım kişiler de cabası. İstanbul'dan kalkıp Kütahya'ya bile gittik. Gerisini siz düşünün. Doktorların hepsi de ilgili sağolsunlar. Kendisi için bir defa dahi devlet hastanesine gitmemiş olan ben, bu süreçte çok şey öğrendim. Dahası sağlıkta vatandaş lehine dönüşümü bizzat yaşayarak gördüm.

Bu yazımın konusu ne sağlık sistemi, ne doktorlar, ne de hemşireler değil: Çapa Tıp Fakültesi'ndeki aklımın almadığı garip bir uygulama.


Efendim, Çapa Tıp Fakültesi'ne şayet özel aracınızla gidiyorsanız, girişte otopark fişi almanız gerekiyor. İçerde kalma sürenize göre de çıkışta ücret ödüyorsunuz. Hoş, yukarıda saydığım hiçbir devlet hastanesinde özel otolar için otopark ücreti alınmıyor ya neyse. Hadi diyelim ki burası üniversite hastanesi, döner sermayesi var, şehrin göbeğinde, artniyetli İstanbul ayısı çok. Adam, hasta olmadığı halde beleş diye gelip arabasını hastanenin içine park ediyor vb. gibi muhtelif haklı sayılabilecek nedenleri var otoparkın ücretli olmasının. Eyvallah!

Otopark için ücret ödemeden imtina etmedim, etmiyorum da. Ancak; içeri giriyorsunuz, otoparklar dolu. Hastanız yürüyemiyor olsa dahi poliklinklerin önüne park edip, hastanızı bekleme salonuna bırakmanıza dahi müsade edilmiyor. Eeee... Otoparklar dolu ise, polikliniğin önüne de park edemiyorsam ben niye otopark ücreti ödüyorum. Babamı, binbir takla atarak bekleme salonuna götürdükten sonra (ki babam uzunca bir süre yürüme kabiliyetini kaybetmişti, hali hazırda da normal insanlar gibi yürüyemiyor) arabama biniyor ve hastane içinde sürekli turluyorum. Arabayı hastane dışına bırakamıyorum, çünkü dışarı çıkarken otopark ücreti ve babamı almak için döndüğümde yeniden ücret ödeyeceğim!! Hatta bir defasında, babamı bekleme salonuna götürdüğüm 5 dakikalık süre içinde polis tarafından 55 YTL park cezasıyla cezalandırılmışım. Adalete bakın: Hem otopark ücreti ödedim, hem de park cezası yedim. Bu noktada, taksicilere bakıyorum, içeriye girdikten sonra on dakika içinde çıkış yaparlarsa ücret ödemiyorlar. Benim suçum hasta yakını olmak mı?

Aslında, bu garip uygulamanın çözümü oldukça basit. Hastane girişine koyduğunuz bilet sistemini kaldırırsınız, bunu hastane içindeki otoparkların girişlerine koyarsınız. Yok, amacınız insanlardan park ücreti değil de haraç toplamaksa yaptığınız uygulamaya devam edin: Alkışlar size, aferin size (!)

İstanbul'da Trafik Çilesi Ve Çözüm Önerisi (!) 

trafik (366 x 282)

İstanbul'da yaşıyorum. Haftanın dört günü Merter'den Kavacık'a okula gidiyorum. Aslında tek tercih yapıp evime yalnızca bir otobüs durağı mesafesindeki Marmara İşletme bölümüne yerleştirilmiştim. Ama gel gör ki bu senenin başında okul Anadolu Hisarı'na taşınınca biz de her gün trafik çilesini çekenler zümresine ilhak olduk :(

Geçenlerde, Sosyoloji dersinin vize sınavı için, iki saat öncesinden, kendi aracımla yola çıkmış olmama rağmen, elli dakikalık sınava yarım saat gecikmeli girebildim ve 35 aldım. Şimdi içine düştüğüm bu durumu düşününce trafikten ben nefret etmeyeyim de kim nefret etsin!

Araba kullanmayı da sevmiyorum. İyi bir arabam yok; 91 model Suzuki Swift. Hem olsa da, zaten İstanbul yollarında iyi araba kullanmak pek mantıklı gelmiyor bana. Her taraf çukur. İnanmayacaksınız ama TEM'de bile çukurlar var.

Sizin de muhtemelen defalarca görmüş olduğunuz ve hemen her sokakta en azından bir binanın dışına boya ile yazılmış ilanlardan birini ben de gördüm. Direksiyon dersi ilanı... Bayandan direksiyon dersi... 05XX XXX XX XX" ya da "Direksiyon hocasıdan direksiyon dersi... 05XX XXX XX XX" gibi ilanlar. İşte İstanbul trafiğinin suçlusu bu ilanı yazanlar kesinlikle.

Neden mi?

Düpedüz, duvara, boya ile ilan yazacak kadar insanlara saygılı bir hoca(!)nın verdiği sözde ders ile trafiğe çıkanlardır trafik canavarları!!!