Meslek Liseleri ve Meslek Yüksekokulları (MYO)
Son günlerde meslek yüksekokulları üzerine yoğun bir tartışma yaşanıyor. Bu okulların gerektiği gibi eleman yetiştiremediği, ara eleman ihtiyacını karşılayamadığı belirtiliyor. Meslek yüksekokullarının mekan, atölye ve müfredat programlarının yetersizliği sebebiyle fonksiyonunu yerine getiremediği doğrudur. Özellikle de meslek okulları için atölyeler ve atölyelerdeki araç ve gereçler çok önemlidir. Son teknolojiye uygun makinelere sahip olmayan bir meslek yüksekokulundan kalifiye eleman yetiştirmek mümkün olmaz. Bu bakımdan meslek yüksekokulu mezunlarına kısa dönem askerlik vaadiyle bu okulları cazip hale getirmek mümkün değildir. Bir genç severek bir mesleği seçmiyor ve sırf askerlikten yırtmak ya da kısa dönem yapmak için bir meslek okuluna yöneliyorsa kaybından başka bir kazancı olamaz. Bu bakımdan gerek meslek liseleri gerek meslek yüksekokulları olayına askerlik açısından bakmak çok yanlıştır, daha işin başında meseleyi çıkmaza mahkum etmek anlamına gelir. Kaldı ki gençlerimizin bugün için öncelikli istekleri kısa dönem askerlik yapmak değil, iş sahibi olmaktır. İş sahibi olmanın yolu da iyi yetişmek ve meslek sahibi olmaktan geçiyor. Gelecek endişesi olmayan gençlerimiz askerliklerini zaten seve seve yaparlar.
Üniversite mezunu pek çok genç işsiz gezerken bir mesleğe sahip, yetişmiş elemanlara ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Sanayici ve işadamları da bu hususa dikkat çekiyor, yetişmiş ara eleman ihtiyacı karşılanmadığı sürece üretimde yeterli düzeye çıkılmayacağını belirtiyorlar. Öyle ise meslek liseleri ve meslek yüksekokullarına önce sanayinin ara eleman ihtiyacını karşılayacak kurumlar olarak bakmak ve buna göre yeniden dizayn etmek gerekiyor. Aksi halde bu okul mezunlarının askerlik sürelerini kısaltarak söz konusu okulları cazip hale getirmek mümkün değildir, mümkün olsa bile derde derman olamazlar.
Bu tespiti yaptıktan sonra bir başka konuya, bana göre esas konuya, esas soruna geçmek istiyorum. Hemen belirteyim ki meslek yüksekokulları düz liselerin devamı olarak görülemez. Meseleye böyle bakıldığı sürece de bu okullarda işinin erbabı meslek sahibi gençler yetiştirmek mümkün olmaz. Meslek yüksekokulları bana göre meslek liselerinin devamı olabilir. Böyle olduğu takdirde bu okulları bitirenler gerçekten bir mesleğe sahip olurlar ve okullarını bitirdiklerinde de sanayide rahatlıkla iş bulabilirler.
Meslek yüksekokulları bugünkü konumları itibariyle üniversiteye girememiş gençleri iki yıl daha oyalayan bir nitelik arz ediyor. Genç üniversiteye girememiş ama, boşta da kalmamış oluyor. Bu bakımdan meslek yüksekokullarına işlerlik kazandırmak, ekonomiye yararlı hale getirmek istiyorsak önce bir takım çevrelerin imam hatip lisesi korkusunu yenerek meslek liselerini yeniden harekete geçirmek gerekiyor. Meslek liseleri eski adıyla sanat okullarını hayata geçirmeden, bir mesleği çocuklarımıza bu okullarda 4 yılda hakkıyla öğretmeden meslek yüksekokulları üzerine nutuk atmanın anlamı yoktur. Kısacası meslek liseleri ile meslek yüksekokullarını bir birini tamamlayan kurumlar olarak görmek durumundayız.
Aslında 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimi kesintili hale getirmek ve meslek okullarına çocukların ilköğretimin ilk beş yılından sonra yönlendirmekte yarar vardır. Ağaç yaşken eğilir misali yavrularımızı ortaöğretimin sonunda meslek sahibi yapabildiğimiz takdirde hem işsizlik sorununa çözüm bulabiliriz hem de sanayinin ihtiyacı olan kalifiye ara eleman eksikliğini gidermiş oluruz.
Sırf imam hatip düşmanlığı ve korkusu sebebiyle ülkemizde meslek okullarının kökünü kuruttuk. Ara eleman ihtiyacını karşılayamaz hale geldik. Çocuklar ya liseyi bitirmiş ama ellerinden hiçbir iş gelmez durumda kaldı ya da üniversiteyi bitirdiler bu defa da işsiz kaldılar. Yani üniversite mezunu işsizler oluşturduk. Meslek liselerinin yeniden harekete geçirilmesi için yapılması gerekenler biran evvel yapılmalı, meslek lisesi mezunları istedikleri takdirde üniversiteye ya da meslek yüksekokullarına gidebilmelidirler. Böylece hem üniversitelere yetişmiş gençler gidecek hem de ara eleman ihtiyacı karşılanmış olacaktır.
2008-03-09 Milli Gazete
Abdülkadir Özkan
