09 Mart 2008 14:15 · Murat KARAMAN
· Etiketler
askerlik
,
iki yıllık
,
imam hatip
,
kısa dönem askerlik
,
meslek lisesi
,
milli gazete
,
myo
,
yök
,
önlisans
Son günlerde meslek yüksekokulları üzerine yoğun bir tartışma
yaşanıyor. Bu okulların gerektiği gibi eleman yetiştiremediği, ara
eleman ihtiyacını karşılayamadığı belirtiliyor. Meslek
yüksekokullarının mekan, atölye ve müfredat programlarının yetersizliği
sebebiyle fonksiyonunu yerine getiremediği doğrudur. Özellikle de
meslek okulları için atölyeler ve atölyelerdeki araç ve gereçler çok
önemlidir. Son teknolojiye uygun makinelere sahip olmayan bir meslek
yüksekokulundan kalifiye eleman yetiştirmek mümkün olmaz. Bu bakımdan
meslek yüksekokulu mezunlarına kısa dönem askerlik vaadiyle bu okulları
cazip hale getirmek mümkün değildir. Bir genç severek bir mesleği
seçmiyor ve sırf askerlikten yırtmak ya da kısa dönem yapmak için bir
meslek okuluna yöneliyorsa kaybından başka bir kazancı olamaz. Bu
bakımdan gerek meslek liseleri gerek meslek yüksekokulları olayına
askerlik açısından bakmak çok yanlıştır, daha işin başında meseleyi
çıkmaza mahkum etmek anlamına gelir. Kaldı ki gençlerimizin bugün için
öncelikli istekleri kısa dönem askerlik yapmak değil, iş sahibi
olmaktır. İş sahibi olmanın yolu da iyi yetişmek ve meslek sahibi
olmaktan geçiyor. Gelecek endişesi olmayan gençlerimiz askerliklerini
zaten seve seve yaparlar.
Üniversite mezunu pek çok genç
işsiz gezerken bir mesleğe sahip, yetişmiş elemanlara ihtiyaç olduğunu
biliyoruz. Sanayici ve işadamları da bu hususa dikkat çekiyor, yetişmiş
ara eleman ihtiyacı karşılanmadığı sürece üretimde yeterli düzeye
çıkılmayacağını belirtiyorlar. Öyle ise meslek liseleri ve meslek
yüksekokullarına önce sanayinin ara eleman ihtiyacını karşılayacak
kurumlar olarak bakmak ve buna göre yeniden dizayn etmek gerekiyor.
Aksi halde bu okul mezunlarının askerlik sürelerini kısaltarak söz
konusu okulları cazip hale getirmek mümkün değildir, mümkün olsa bile
derde derman olamazlar.
Bu
tespiti yaptıktan sonra bir başka konuya, bana göre esas konuya, esas
soruna geçmek istiyorum. Hemen belirteyim ki meslek yüksekokulları düz
liselerin devamı olarak görülemez. Meseleye böyle bakıldığı sürece de
bu okullarda işinin erbabı meslek sahibi gençler yetiştirmek mümkün
olmaz. Meslek yüksekokulları bana göre meslek liselerinin devamı
olabilir. Böyle olduğu takdirde bu okulları bitirenler gerçekten bir
mesleğe sahip olurlar ve okullarını bitirdiklerinde de sanayide
rahatlıkla iş bulabilirler.
Meslek yüksekokulları bugünkü
konumları itibariyle üniversiteye girememiş gençleri iki yıl daha
oyalayan bir nitelik arz ediyor. Genç üniversiteye girememiş ama, boşta da kalmamış oluyor. Bu bakımdan meslek yüksekokullarına işlerlik kazandırmak, ekonomiye yararlı hale getirmek istiyorsak önce bir takım çevrelerin imam hatip lisesi korkusunu yenerek meslek liselerini yeniden harekete geçirmek gerekiyor. Meslek liseleri eski adıyla sanat okullarını hayata geçirmeden, bir mesleği çocuklarımıza bu okullarda 4 yılda hakkıyla öğretmeden meslek yüksekokulları üzerine nutuk
atmanın anlamı yoktur. Kısacası meslek liseleri ile meslek
yüksekokullarını bir birini tamamlayan kurumlar olarak görmek
durumundayız.
Aslında 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimi
kesintili hale getirmek ve meslek okullarına çocukların ilköğretimin
ilk beş yılından sonra yönlendirmekte yarar vardır. Ağaç
yaşken eğilir misali yavrularımızı ortaöğretimin sonunda meslek sahibi
yapabildiğimiz takdirde hem işsizlik sorununa çözüm bulabiliriz hem de
sanayinin ihtiyacı olan kalifiye ara eleman eksikliğini gidermiş oluruz.
Sırf imam hatip
düşmanlığı ve korkusu sebebiyle ülkemizde meslek okullarının kökünü
kuruttuk. Ara eleman ihtiyacını karşılayamaz hale geldik. Çocuklar ya
liseyi bitirmiş ama ellerinden hiçbir iş gelmez durumda kaldı ya da
üniversiteyi bitirdiler
bu defa da işsiz kaldılar. Yani üniversite mezunu işsizler oluşturduk.
Meslek liselerinin yeniden harekete geçirilmesi için yapılması
gerekenler biran evvel yapılmalı, meslek lisesi mezunları istedikleri
takdirde üniversiteye ya da meslek yüksekokullarına gidebilmelidirler.
Böylece hem üniversitelere yetişmiş gençler gidecek hem de ara eleman
ihtiyacı karşılanmış olacaktır.
2008-03-09 Milli Gazete
Abdülkadir Özkan
05 Mart 2008 00:37 · Murat KARAMAN
· Etiketler
2 yıllık
,
askerlik
,
genelkurmay
,
iki yıllık
,
kısaltılma
,
myo mezunları
,
ntv
,
yök
Merhaba arkadaşlar,
Haberleri televizyondan takip etmiyorum
artık. Neden mi? Haberler öyle bir senaryo ile hazırlanıyor ki adeta
ilgili kanalın dünyaya bakış açısını bize şırıngalayacak cinsten. Fon
müzikleri ve aynı görüntüleri tekrar tekrar yayınlıyor olmaları da
cabası. Bıktırıp usandırdılar beni. Ben de vazgeçtim artık televizyonda
haber izlemekten. Yerine, haber sitelerini dolaşıyorum internette.
Bu
akşam üzeri MYO mezunlarının askerlik sürelerinin kısaltılmasına dair YÖK'ün
Genelkurmay Başkanlığı'na sunduğu teklifin, Genelkurmay Başkanlığı'nca
reddedildiğine dair bir habere rastladım. Yanılmıyorsam
www.internethaber.com sitesinde idi. Ofiste iş görüşmelerine ilişkin
toplantı arasında olduğumdan dolayı fazlaca inceleme fırsatı bulamadım.
Gece 22.00 civarı eve geldiğimde konuyu araştırmaya karar verdim. Haberi tekrar okudum. Kaynak NTV idi. Döndüm NTV'nin haberini buldum. Haber "Ankara" kaynaklı verilmiş. Ancak, haberi hazırlayan belli değil. Ayrıca, haberde geçen,
"Genelkurmay Başkanı’nın, bu dönemde ciddi
anlamda asker ihtiyacı olduğu gerekçesiyle YÖK Başkanı’nın önerisini
kabul etmediği öğrenildi."
"Edinilen bilgilere göre Genelkurmay Başkanı, bu dönemde ciddi anlamda
asker ihtiyacı olduğunu ve böyle bir süre kısaltımı için koşulların
uygun olmadığı gerekçesiyle YÖK Başkanı’nın önerisini reddetti."
ifadeleri bana ne kadar da kadırmaca gibi geliyor. Habercilik
etiğinde kimin "öğrendiği", edinilen bilginin kim tarafından
"edinildiği" belirtilmeden, böylesine yuvarlak ve muğlak ifadelerle
ortalığı velveleye vermek var mıdır? Haber, tamamen doğru olsa bile,
bir vatandaş olarak, bu şekilde verilen haber karşısında, kendimi
bilinmeyeni öğrenmiş değil enayi yerine konulmuş hissediyorum.
Diğer
haber sitelerini de dolaştım; ne Anadolu Ajansı, DHA, CİHAN, İHA gibi
haber ajanslarında ne de internetteki habertürk, samanyolu haber gibi
internet haber sitelerinde NTV kaynağının dışında bu habere ilişkin
kaynağa rastlamadım.
NTV! Hayatının programlamasını askerlik
süresine bağlamış milyonlarca MYO mezunu genç ve bunların birinci
dereceden akrabası varken, sen, YÖK'ün mevcut antipatikliğini
kullanarak bizi enayi yerine mi koyuyorsun, yoksa müthiş bir habercilik
örneği göstererek, bilinmeyeni, açıklayamayacağın yöntemlerle öğrenip
bizlere önceden mi haber vermiş oluyorsun?
Bunu zaman gösterecek...
Saygılar...
03 Mart 2008 22:42 · Murat KARAMAN
· Etiketler
1111
,
2547
,
askerlik
,
askerlik tecili
,
azami öğrencilik süresi
,
açık öğretim
,
aöf
,
lisans
,
sevk
,
tecil
,
tehir
,
yök
,
yüksek lisans
Arkadaşlar,
Aşağıya 2547 Sayılı Kanunun 44. maddesi var. Ben bu maddeyi bazı
internet sitelerinde ve forumlarda sıkça görmekteyim. Hem de askerlikle
ilgili bölümlerde. YÖK'ün bu maddesini okuduğumuzda içinde askerlik
kelimesinin geçmediğini görmekteyiz. Buna rağmen bu yazı ASAL'ın (Asker
Alma Daire Başkanlığı) sitesinde de mevcut. Peki bu ikisi arasında
nasıl bir bağlantı kurmalıyız? Kısaca bu hususa açıklık getirmek
isterim.
Bildiğiniz üzere önlisans ve lisans öğrencilerinin YÖK'e bağlı
olarak eğitimlerini sürdürmektedirler. Bu kanun ışığında da her
üniversitenin kendi yönetmelikleri var. Ancak, bu yönemeliklerdeki
hükümlerin hiçbiri pek tabi ki kanuna aykırı olamamakta. Gerçi bizim
konumuz bu değil ama yeri gelmişken ifade etmek istedim, hazır YÖK,
Kanunu ve uygulamacılarının yoğun olarak tartışıldığı bu günlerde...
Efendim... Askerlik hizmeti 1111 Sayılı Askerlik Kanunu çerçevesinde
ifa ediliyor. Bu kanunun 35/C maddesi öğrencilerin hangi şartlarda
askerliklerinin tecil edileceğini anlatır. Kanun metni şöyledir:
"C)
(Değişik
: 11/9/1940 - 3920/1 md.)
Askerî mekteplerle nizamname ve talimatnamelerine göre devam
mecburiyeti olan resmî ve yüksek mekteplerle liseler ve orta
mekteplerde ve tâli meslek mekteplerinde veya bu derecelerde
olduğu Maarif Vekâleti tarafından veya müdürlüklerinden
tasdik edilen hususi ecnebi mekteplerde ve aynı vasıfta
bulundukları Maarif Vekâletince tasdikli memleket harici
mekteplerde okumakta oldukları anlaşılanlar (Bunların ertesi
seneye terki en çok 29 yaşını bitirinciye kadar uzar. Bu yaşa
kadar tahsillerini bitirmemiş olanlar, iki sene üst üste sınıf
geçemeyenler, yüksek bir mektebi bitirdikten sonra diğer yüksek
bir mektebe veya ihtisas şubelerine ayrılmış müesseselerin
ve Üniversitenin bir şubesini bitirdikten sonra diğer şubesine
girenler; ertesi seneye bırakılmayıp asker edilirler. İşbu
talebenin derslerine muntazaman devam etmeleri şartiyle tahsil
saatleri haricinde memuriyet, vazife, sanat, ticaret ve ziraatle
iştigalleri tecillerine mâni teşkil etmez.)
Son yoklama sırasında orta veya yüksek bir
mektebi bitirerek memleket içinde ve dışında daha yüksek
mekteplere kabul zamanı olmadığından dolayı girmemiş
olanlar o sene içinde girerek lâzımgelen vesikaları gösterdikleri
takdirde ertesi seneye bırakılırlar.
29 yaşına kadar ertesi seneye terkedilecek
talebeler bir seferberlik halinde lüzum ve ihtiyaca göre, doğum
sırasiyle asker edilir.
(Ek fıkra:
12/7/1941-4092/1; 9/5/1967-865/1md; Mülga: 27/7/1970-1315/3
md.)"
koyu kırmızı işaretlediğim bölümü aşağıdaki 2547 sayılı kanunun 44.
maddesi ile örtüştürdüğümüzde "azami öğrencilik süresi" meselesi
çözümlenmiş oluyor. Yani siz YÖK'e göre sınırsız sınav hakkı dışında
öğrenciliğiniz devam ediyorsa askerliğiniz tecil edilir.
"2547
sayIlI kanun
madde:44
Yükseköğretim
kurumlarında, önlisans ve lisans düzeyinde öğrenim
yapan öğrencilere bu öğrenimlerini tamamlamak için
tanınan azami süreler iki yıllık önlisans için dört,
dört yıllık lisans için yedi yıldır.
Öğrenciler
normal eğitim-öğretim süresi beş yıl olan
programları sekiz yılda, altı yıl olan programları
ise dokuz yılda tamamlamak zorundadırlar. Ancak bu süreler
sonunda; kayıtlı olduğu öğretim kurumundan mezun
olabilmek için son sınıf öğrencilerine, başarısız
oldukları bütün dersler için biri bütünleme
olmak üzere iki ek sınav hakkı verilir.
Bu
sınavlar sonunda başarısız ders sayısını beş
derse indirenlere bu beş ders için üç yarı yıl,
ek sınavları almadan beş derse kadar başarısız
olan öğrencilere dört yarı yıl (sınıf geçme
esasına göre öğretim yapılan kurumlarda iki öğretim
yılı); gülhane askeri tıp akademisi öğrencileri
hariç, üç veya daha az dersten başarısız
olanlara ise sınırsız, başarısız oldukları
derslerden açılacak sınavlara girme hakkı tanınır.
İzledikleri
programdan mezun olabilmek için gerekli bütün
derslerden geçer not aldıkları halde yönetmeliklerinde
başarılı sayılabilmeleri için öngörülen not
ortalamalarını sağlayamamaları sebebiyle ilişikleri
kesilme durumuna gelen son dönem (sınıf geçme esasına
göre öğretim yapılan kurumlarda son sınıf) öğrencilerine
not ortalamalarını yükseltmek üzere diledikleri
son iki sınıf derslerinden sınırsız sınav hakkı
tanınır. Bunlardan uygulamalı, uygulaması olan ve
daha önce alınmamış dersler dışındaki derslere
devam şartı aranmaz.
Açılacak
sınavlara, üst üste veya aralıklı olarak toplam
üç eğitim-öğretim yılı hiç girmeyen öğrenci,
sınırsız sınav hakkından vazgeçmiş sayılır ve
bu haktan yararlanamaz. Sınırsız hak kullanma
durumunda olan öğrenciler, öğrenci katkı
payını ödemeye devam ederler, ancak, sınav hakkı
dışındaki diğer öğrencilik haklarından
yararlanamazlar. Açık öğretim öğrencileri, öğrencilik
haklarından yararlanmamak kaydı ile bu sürelerle kısıtlı
değildir."
02 Mart 2008 12:22 · Murat KARAMAN
· Etiketler
akademi
,
askerlik
,
askerliğe elverişlidir
,
asteğmen
,
enstitü
,
er
,
erbaş
,
fakülte
,
geçici terhis
,
lisans
,
mahkumiyet
,
tsk
,
yedek subay
,
yök
,
yüksek okul
KİMLER
YEDEK SUBAY ADAY ADAYI OLUR ?
a. Yurt içinde dört yıl veya daha fazla süreli fakülte,
akademi, yüksek okul ve enstitüleri bitirenler,
b. Yurt dışında yüksek öğrenim kurumlarını bitiren ve
bu öğrenimlerinin en az dört yıllık yüksek öğrenime eşdeğer
olduğuna dair lisans denkliği YÖK. Başkanlığınca
onananlar,
c. Yapılacak sağlık muayenesinde �Sağlam veya
Askerliğe Elverişlidir.� kararı verilenler,
ç. Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarılmayı
gerektirecek şekilde bir mahkûmiyeti olmayanların, yedek
subay aday adayı olarak askerlik kararları alınır.
d.
Erbaş veya er olarak askerlik görevini yapmakta iken, yukarıda
a ve b fıkralarında bahsedilen okulları bitirenler
istekleri halinde, geçici terhis edilerek yedek subay aday
adayı statüsüne geçirilirler.